‘Mücbir sebep’ süresi doluyor, ancak borçlar çığ gibi önümüzde duruyor

Nurdoğan ARSLAN ERGÜN

Bölgeden yükselen sesler ise sürenin en az 1 yıl daha uzatılması yönünde.

Türkiye’yi yasa boğan ve binlerce insanın yaşamını yitirdiği arsın felaketi 6 Şubat depremlerinin üzerinden 10 ay geçti. 11 ilde yıkıma neden olan ve ekonomiye maliyeti 100 milyar doları aşan felaketin yaraları sarılmaya çalışılırken, deprem illerinde uygulanan “mücbir sebep hali” uygulaması 30 Kasım’da (yarın) sona eriyor.

Bölge iş dünyası temsilcilerinin ortak demeçleri ise sürenin yeniden uzatılması yönünde. Depremzede iş insanları, mücbir sebep süresinin sona ermesiyle ortaya çıkacak vergi yükünün altından kalkmanın imkansız olacağına dikkat çekerek, “Ertelenen vergi ve borçlarımız 30 Kasım sonrasında dağ gibi önümüze çıkacak. Bölgede hiçbir esnaf ya da işletmenin bunu karşılayacak gücü yok. Süre en az 1 yıl daha uzatılmalı” çağrısı yapıyor.

Bilindiği gibi son olarak temmuz ayında yayımlanan kararla Hazine ve Maliye Bakanlığınca ilan edilen “mücbir sebep hali” Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya illeri ile Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçelerinde 30 Kasım 2023’e kadar uzatılmıştı. Buna göre, borçlu olanların, alacaklı idarelere 6 Şubat-30 Kasım 2023 döneminde ödemeleri gereken taksitlerinden birincisinin diliminin süresi, mücbir sebep halinin sona erdiği ayda dolacak.

Sonraki taksitler de takip eden ikişer aylık dönemler halinde ödenebilecek. “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” kapsamında yapılandırılan borçların aylık ödenmesi gereken taksitlerin ise mücbir sebep halinin sona erdiği aydan başlayarak aylık taksitler halinde ödenebilmesi karara bağlanmıştı.

“Ticaret 21 metrekarelik konteynerlerde yürütülüyor”

30 Kasım 2023 tarihinde sona erecek olan mücbir sebep hali süresinin uzatılması için çağrıda bulunan Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, “Depremlerin üzerinden 10 ay geçti ama ekonomik ve sosyal etkisi hala devam ediyor. Malatya’da 27 bin 500 işyeri yıkık veya ağır hasarlı. Odamıza kayıtlı 10 bin 600 üyemizin yüzde 80’i depremden zarar gördü.

Şehrin ticareti adeta 21 metrekarelik konteynerlerde yürütülmeye çalışılıyor. Siftah dahi yapamadan günü kapatan esnafımız var. Özellikle KOBİ’lerin depremin ekonomik enkazından çıkması imkânsız halde. Yıkımlar devam ederken, herhangi bir toparlanma emaresi yokken mücbir sebep hali sürenin sona ermesi sorunların daha da büyümesine neden olur” vurgusu yaptı.

“Vergi yükünün altından kalkamayız”

Depremden büyük yara alan üyelerinin hala toparlanamadığını dile getiren Sadıkoğlu, “Mücbir sebep süresinin sona ermesiyle ortaya çıkacak vergi yükünün altından kalkılması çok zor. Malatya’da deprem olmamış gibi algılarla, her şey düzeldi diyenlere kulak verilerek mücbir sebep süresinin uzatılmaması bu şehri içinden çıkılmaz bir hale sürükler.

Malatya’da hiçbir esnaf, ticari varlığını 6 Şubat öncesine getiremedi. Ticari hayat normalleşmeden mücbir sebep halinin kaldırılması sorunları azaltmaz aksine artırır. Bu nedenle mücbir sebep süresinin en az 1 yıl daha uzatılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

“Sürenin uzatılmaması sorunların büyümesine yol açar”

Kahramanmaraş’ın ocak-ekim döneminde 838 milyon dolar ihracatla ihracatçı iller sıralamasında 24’üncü sırada yer aldığını açıklayan Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KTSO) Başkanı Mustafa Buluntu, bir önceki yılın aynı dönemine göre kaybın yüzde 32 olduğunu aktardı.

En son SGK verilerine göre 4a zorunlu sigortalı istihdam ortalamasının da önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 34 daha düşük olduğunu ileten Buluntu, “30 Kasım 2023 tarihinde sona erecek olan mücbir sebep hali süresinin uzatılmasını istiyoruz.

Ticari hayat normalleşmeden mücbir sebep halinin kaldırılması sorunların daha da büyümesine sebep olacaktır. Depremlerin üzerinden 10 ay geçti ama ekonomik ve sosyal etkisi hala devam ediyor. Ağır hasarlı binaların yıkımları bile henüz tamamlanmadı.

Ekonomik hayat hala düzemedi. Mücbir sebep hali sürenin sona ermesi sorunların daha da büyümesine neden olur” dedi. Üyelerinden de yoğun bir şekilde sürenin uzatılması talebi geldiğini kaydeden Buluntu, “Ticaretin daha hızlı toparlanabilmesi için mücbir sebep süresinin uzatılması önem arz ediyor. Mücbir sebep süresinin en az 1 yıl daha uzatılmasını talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Hatay ‘özel statülü afet bölgesi’ olmalı”

Depremin en ağır hasar verdiği bölgelerden Antakya’nın Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Hikmet Çinçin, “Felaketin üzerinden 10 ay geçmesine rağmen, kentte yaşamaya çalışan ve kentine dönme hayali kuran insanımıza, umut veren somut adımlar atılamamıştır” dedi. 30 Kasım’da dolacak mücbir sebep halinin uzatılması gerekliliğine işaret eden Çinçin, “Felaketin etkisinin en çok yaşandığı ilimizde, her konuda devam eden sorunların ancak ‘özel statülü’ afet bölgesi kapsamında ele alınarak çözüme ulaştırılması gerekiyor” vurgusu yaptı.

“Kira yardımı kalıcı konutlara kadar sürmeli”

Hatay’da hala deprem ve kira yardımı alamayan vatandaşlar bulunduğunu dile getiren Çinçin, kira yardımının kalıcı konutlarına geçinceye kadar devam etmesi gerektiğini söyledi.

Çinçin’e göre, Hatay’daki işyerlerinin yeniden ayağa kalkabilmesi ve iş hayatının başlayabilmesi, istihdamın yeniden sağlanabilmesi için Hatay’a özel teşvikler, hibe destekleri sağlanmalı ve işletmelere düşük faizli krediler verilmeli. Verilecek hibe, işyerinin büyüklüğü, üretim miktarı ve pazar payıyla orantılı olmalı. Çinçin, “Hatay’daki şirketlerden alınan kurumlar vergisinin belli bir süre muafiyeti ve akabinde tahakkuk edecek verginin en az 2 yıl ötelenmesi, mağdur şirketlerimizi rahatlatacak.

Ayrı ca, KDV ve gelir vergi beyannamelerinin verilme süresi, en az 1 yıl ertelenmeli, tüm kurumlar ve gelir vergilerinde 2023 istisnası sağlanmalı, SGK primlerine uygulanan öteleme yetersiz. İş yerindeki mevcut işçiler ile işe yeni başlayan işçilerin SGK primlerine en az 2 yıl boyunca muafiyet sağlanmalı ya da indirim uygulanmalı” talebinde bulundu

“Doğalgaz, elektrik ve su borçları silinmeli”

Kredi kartlarında tek seferde ödeme miktarının çok yüksek kaldığını ve bunların makul seviyelere çekilmesi gerektiğini söyleyen kaydeden Çinçin, doğalgaz, elektrik ve su borçlarını silinmesini talep etti. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “Yerinde Dönüşüm Projesi”ni olumlu bir adım olarak yorumlayan Çinçin, İstanbul için uygulanan “Yarısı Bizden” kampanyasının ya da benzer kampanyaların özellikle Antakya’ya da yapılmasının acil bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. Hatay’da eğitim ve sağlık alanında da acil çözüm bekleyen sorunlara işaret eden Çinçin, “Yüzde 80 ‘i yıkılan Küçük Sanayi Sitesi’nde, yerinde dönüşüm için, inşaat izni verilmeli” şeklinde konuştu.

Maliyetin yüzde 54.9’unu konut hasarı oluşturuyor

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), 15 milyona yakın nüfusun yaşadığı 11 il Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Adıyaman, Malatya, Kilis, Şanlıurfa, Adana, Osmaniye, Diyarbakır, Elazığ olmak üzere 11 ilde büyük bir yıkıma ve can kaybına yol açan 6 Şubat depremleriyle ilgili 8 aylık bir rapor yayımladı. Resmi verilerin yer aldığı rapora göre, depremde 50 bin 783 kişi hayatını kaybetti ve 107 bin 204 kişi yaralandı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın açıklamalarına göre Hatay’da 13 bin 883, Kahramanmaraş’ta 7 bin 295, Adıyaman’da 5 bin 826, Malatya’da 4 bin 197, Gaziantep’te ise 3 bin 805 olmak üzere bölgede 36 bin 932 bina deprem anında yıkıldı. Toplam 872 bin bağımsız bölümden oluşan 311 bin bina ise aldıkları hasarlar nedeniyle kullanılamaz hale geldi.

Depremin maliyeti, 128 milyar TL’si acil harcamalar; 242,5 milyar TL’si kamu kesimi, 222,4 milyar TL’si özel kesim hasar tahmini; 1 trilyon TL’si yıkık, ağır ve orta hasarlı dahil konut zarar tahmini; 58,5 milyar TL’si ev içi eşya maliyeti; 41,9 milyar TL’si hafriyat maliyeti; 6,1 milyar TL’si araç hasarı olmak üzere yaklaşık 1.8 trilyon TL tahmin ediliyor. Bunun üzerine 130 milyar TL üretim kaybı, 13,9 milyar TL esnaf gelir kaybı, 37,6 milyar TL sigorta ödemelerini koyunca 103,6 milyar dolar gibi bir toplam çıkıyor.

Alandan gelen hasar ve kayıp verileri sürekli güncellendiğinden depremin hasar yansımalarının zaman içinde revizyona uğrayabileceği ifade edilen raporda depremin Türkiye ekonomisi üzerindeki toplam yükü içinde en önemli bileşenin yüzde 54,9 oranıyla konut hasarının oluşturduğu ve bunun maliyetinin 56,9 milyar dolar olduğu belirtildi. İkinci ağırlıklı hasar kalemini ise 12,9 milyar dolar ile kamu altyapısı ve hizmet binalarındaki yıkımı oluşturuyor. Konut hariç özel kesim hasarı 11,8 milyar dolar.

“Ayak kalkıyoruz ama zamana ihtiyacımız var”

Adıyaman Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği (ESOB) Başkanı Ziya Duranay, depremlerin üzerinden geçen 10 ayda bölge esnafının ayağa kalkması için adımlar atıldığını ancak sürdürülebilir olmadığını söyledi. Duranay, “Uzun soluklu, kalıcı çözümlere ihtiyacımız var” dedi. Mücbir sebep uygulaması biter bitmez ötelenen vergi ve borçların çığ gibi karşılarına çıkacağını ifade eden Duranay, “Şu anda bölge halkını ve esnafı hayata döndürmek için oksijen verildi ama yaşamaya devam edebilmek için kalıcı çözümler gerekiyor.

Yaklaşık 10 aydır iş yapamayan esnaf mücbir sebep bittiğinde borçlarını nasıl ödeyecek? Uzun vadede bir program yapılmalı. Hem esnafa, hem yatırımcıya, hem tüccara finansmana erişim için uzun soluklu kolaylıklar sağlanmalı” diye konuştu. Bölgede esnaf ve sanayinin birbirine bağlı olduğunu dile getiren Duranay, “Bölge yavaş yavaş ayağa kalkıyor ama zamana ihtiyacımız var. Bu nedenle mücbir sebep hali uzatılmalı” çağrısı yaptı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir