Mahfi Eğilmez en çok kazandıran yatırım aracını açıkladı: Mevduat mı? Dolar mı?

Img

Ekonomist Mahfi Eğilmez, son dönemde yüksek faiz politikalarıyla birlikte yatırımcıların en çok tereddüt ettiği konuyu somut verilerle aydınlattı. Eğilmez, “Doğru karşılaştırma, faiz getirisinin dolar kurundaki artışı telafi edip edemediğine bakılarak yapılabilir” diyerek, 1 yıl vadeli TL mevduat ile dolar yatırımı arasındaki kazanç/kayıp dengesini rakamlarla ortaya koydu.

Büyük Sır “Başa Baş Noktası”nda Gizli: Yüzde 34 Eşiği Nedir?

Mahfi Eğilmez’in analizinde en çok dikkat çeken bölümlerden biri “başa baş noktası” hesabı oldu. Eğilmez, döviz alım-satım farkı, komisyonlar ve diğer işlem maliyetleri de hesaba katıldığında pratikteki kritik eşiğin yüzde 34 düzeyine gerilediğini vurguladı.

Eğilmez’in formülüne göre yatırım kararlarının kaderini belirleyen kurallar şunlar:

Kur Artışı Yüzde 34’ün Altında Kalırsa:

TL mevduatı, dolar bazında çok net ve ciddi bir avantaj sağlar. Son yıllarda parasını TL’ye yatıranlar bu modelle kur riski alarak dolar bazında ciddi gelir elde etme şansı yakaladılar.

Kur Artışı Yüzde 34 Civarında Olursa

Yatırımcı ne kazanır ne kaybeder; başlangıçtaki dolar miktarını kabaca korumuş olur.

Kur Artışı Yüzde 34’ün Üzerine Çıkarsa

TL faiz getirisi kurdaki yükselişi yakalayamayacağı için yatırımcı dolar bazında net kayba uğramaya başlar.

Önemli Uyarı

“TL mevduatına yatırım yapan kişi, faiz geliri elde ederken aynı zamanda kur riskini de üstlenmektedir. Geçmişte kur riskini doğru yönetemeyen bankaların ciddi finansal sorunlar yaşadığı, bazı yatırımcıların da önemli varlık kayıplarına uğradığı dönemler olduğu unutulmamalıdır.”

Ekonomi Açısından Değerlendirme: Sıcak Para Tuzağı mı?

Yüksek enflasyon dönemlerinde politika faizinin artırılmasının temel amacının, tasarruf sahiplerini döviz yerine TL varlıklara teşvik etmek olduğunu belirten Eğilmez, bu modelin uzun vadedeki sürdürülebilirliğini sorguladı:

“Bu şekilde oluşturulmuş bir yüksek faiz – kontrollü kur dengesi dövize olan talebi düşürse de ekonomiye doğrudan yabancı sermaye girişi yerine sıcak para girişini özendirir. Bu nedenle söz konusu politika, fiyat istikrarı açısından kısa vadede fayda sağlayabilse de uzun vadede sürdürülebilirliği konusunda iktisatçılar arasında farklı görüşler bulunmaktadır.”

Eğilmez’e göre bu durum, kısa vadeli sermaye girişlerini teşvik ederken ekonominin yüksek reel faiz maliyetine katlanmasına ve dış finansmana bağımlılığın artmasına yol açabiliyor.

Bu Denge Ne Kadar Sürdürülebilir?

Tarihsel deneyimlerin bu tür yüksek faiz ve görece istikrarlı kur dengelerinin kalıcı olmadığını gösterdiğini hatırlatan usta ekonomist, analizi şu çarpıcı cümleyle noktaladı:

“Uzun vadede ya enflasyon düşerek faizlerin normalleşmesini sağlar ya da kur üzerindeki baskılar artar ve döviz kuru daha hızlı yükselerek mevcut dengeyi değiştirir. Tercih yaparken yalnızca faiz oranına odaklanmak doğru değildir. Esas belirleyici olan, faiz getirisinin döviz kurundaki artışı ne ölçüde telafi edebildiği ve yatırımcının üstlenmeye hazır olduğu kur riskidir.”

UYARI: BU HABERDE YER ALAN BİLGİLER YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR.

yok

Author: Ece Şahin